Batı'nın Sömürü Projesi Olarak Haçlı Seferleri Dosyası

13 Makale 0 Resimlerle Tarih 0 Sorularla Tarih 1 Röportajlar 0 Haber
Papa II. Urbanus’un çağrısıyla başlayan ve tarihsel çizgide önemli bir kırılma noktası oluşturan Haçlı Seferleri, her ne kadar çıkış noktası olarak dini bir imgelem oluşturuyor olsa da esas itibariyle ekonomik ve siyasi kaygılarla gerçekleştirilmiş tarihsel bir vakıa olarak karşımızda durmaktadır. Kıtlıktan ve açlıktan bitap düşen dönemin Batı toplumuna çöldeki bir susuza görünen serap misali ‘Sokaklarından süt ve bal akan Doğu’ söylemleriyle sömürülmesi cazip hale getirilen Doğu toprakları, bu yönüyle ekonomik temelli emperyalist hissiyatların kabartılmasıyla gerçekleştirilmiştir. İki ayrı medeniyetin savaş yoluyla girmiş oldukları münasebet sosyal ve ekonomik açıdan etkisini sürdürse de algısal olarak Haçlı Seferleri tarihin tozlu raflarında kalan bir hikâye gibi görünmektedir. Ancak görünenin aksine Haçlı Seferleri’nin tarihsel süreklilik içerisinde devamlı karışımıza çıkması, I. ve II. Dünya Savaşı sürecindeki anlaşmalarda Haçlılara tarihsel atıfta bulunulması, yakın dönem Batılı diktatörlerin tarihsel olarak Haçlılardan beslenmesi ve günümüzde ise ABD’de 11 Eylül saldırılarından sonra dönemin Başkanı George W. Bush’un “terörle mücadeleyi” “Haçlı Seferi” şeklinde nitelendirmesi, bu savaşın bitmediğini göstermektedir. Demokrasi kavramını Truva atı misali bezenip, dünyaya özellikle de Ortadoğu’ya el uzatma bahanesiyle iliklerine kadar sömürme girişimi, Orta Doğu coğrafyasında kol gezen Batılı emperyalist devletlerin genlerinde Haçlı ruhunun bulunduğunun ve Haçlı Seferleri'nin gömlek değiştirerek devam ettiğinin göstergesidir. Batı'nın Sömürü Projesi Olarak Haçlı Seferleri adıyla ele aldığımız 14 yazılık özel dosyamız; Haçlı Seferleri’nin meydana geldiği koşullardan, Haçlıların iç karışıklıklarına, yapılan ilginç ittifaklardan günümüze kadar olan süreci çeşitli şahıslar ve devletler özelinde inceleyerek Batı’nın sömürgeci politikalarının bugüne yansımasını ele almaktadır.
YAYINLAR
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun