Haçlı Seferleri'nin Güç Kaybetmesi ve Amaçtan Sapmalar

Haçlı Seferleri'nin Güç Kaybetmesi ve Amaçtan Sapmalar

Haçlı Seferleri, hem anlam hem de amaç itibariyle dini sebeplerle başlayan ancak siyasi ve ekonomik amaçlara yönelerek evrim geçiren ve amacından tamamen uzaklaşan organize bir askeri hareketler bütünüdür. Özellikle Kudüs’ün alınmasından sonra Haçlı Seferleri'nin anlamı da içeriği de Avrupa için değişmeye başlamıştır. Çünkü artık Kutsal şehrin kurtarılması ve kutsal yerlerin ele geçirilmesi genel anlamda bir kaygı olarak devam etse de bu amaç için her yola başvurma konusunda artık herhangi bir endişeleri bulunmamaktadır. Bu konuda Hristiyanlık ve Katoliklik uğruna her şeyin yapılabileceği şeklindeki görüş, oldukça kabul görmüştür. Haçlı Seferleri'nin maddi güçlerini bölüp manevi güçlerini çökerten bu sapma düşünceleri gerçekte Haçlı Seferleri'nin zayıflamasının da temel sebebi olacaktır.

BEYAZ TARİH / MAKALE

XIII. Yüzyılda Haçlı Seferleri'nde En Önemli Değişimler

Gerçek anlamda bir Haçlı Seferi’nin ana niteliği, dini duygulardan esinlenilen bir sefer olmasıdır. Günümüzdeki modern savaşlardan da hem yapısal hem de amaçsal olarak oldukça farklıdır. Açıkçası burada dini savaşların siyasi çıkarların oluşumu üzerine büyük etkisi bulunmaktadır ve de bu ordular, gönüllü kişilerden oluşmaktadır. Bunlar, Haçlı Seferleri'ni harekete geçiren asıl düşünceye yabancıdırlar.1

Bu dönemdeki sapmalardan ilki imparator VI. Heinrich tarafından hazırlanmış Haçlı Seferi’nde görülmektedir. Buradaki hazırlıklar, tamamen siyasi niteliklidir. En basitinden Kıbrıs ve Ermenistan prensleri, kraliyet tacı karşılığında onun hakimiyetini tanımışlardır.2

Hatta IV. Heinrich, Bizans’ın Haçlı Seferleri'ne katılmasını ve bir yıllık vergi ödemesini istemiştir. İmparator III. Alexios Angelos, bunun için farklı bir vergi sistemi yani “alamanikon3”u getirmiştir. Görüldüğü üzere Haçlı Seferleri'nde artık amaca ulaşmak için her şey mübâh kabul edilmeye başlanınca buna cezalandırma arzusu da eklenmiştir.4

Friedrich Barbarossa ve ardından da VI. Heinrich’in Haçlı Seferleri'ndeki başarısızlıkları, imparatorluk içinde kargaşaya sebep olmuştur. Hatta papalığın iktidarını yaymak isteyen Papa III. Innocentius’un 1198-1216 yıllarında papalığa bağlı bir Haçlı Seferi başlatması da buradaki  diğer önemli noktadır. Hatta Katolik papazı Foulques, Fransa’da başarıları giderek artan vaazlar vermeye başlamıştır. O dönemde yani XIII. yüzyılda çileci hareketlerin kurucuları ve halk vaizleri arasında bulunan Foulques, lüks, fuhuş ve tefecilik ile savaş ve ahlaki reform üzerinde durarak mali sorunların daha önemli olacağı zamanlarda bile Haçlı Seferleri'nin arındırıcı bir etkisinin olduğundan bahseder. Bunu destekleyecek en önemli kanıt da Papa tarafından Haçlı Seferleri'ni finanse etmek için kilise gelirleri üzerinden % 2.5 oranında vergi alınmasına karar verilmiş olmasıdır.5

1202 yılına gelindiğinde önemli bir şehir dikkatimizi çekmektedir. O da Zara6, şehridir. Haçlılara Venedik ‘in Zara’daki Dalmaçya limanını almasına yardım etmesi karşılığında moratoryum verilmiştir. Elbette ki bu Hristiyan şehrinin alınması, ordu içinde de çeşitli protestolara yol açmış ve bu durumda Papa, Venediklileri ve Haçlıları aforoz etmiş; ancak bir süre sonra Haçlıların cezası kaldırılmıştır.7

Ayrıca IV. Aleksios Angelos da Zara’ya gelmiştir. Bunun yanı sıra Haçlılar da 1195 yılında III. Aleksios tarafından tahtan indirilip kör edilmiş olan babası II. İsaakios’u yeniden imparatorluk tahtına oturtmalarını istemiştir. Bu yardım karşılığında o da para ödemeyi Haçlı Seferleri'nin devamına katkıda bulunmayı ve kiliseleri birleştirmeyi vaat etmiştir. Bu nedenle karşı çıkışlar olmasına rağmen bu tasarı kabul edilmiştir. 24 Haziran 1203 yılında Haçlılar, Konstantinopolis’i kuşattılar ve yapılan ilk saldırı da III. Aleksios kaçtı. Bu durumda sözlerini tutmadıkları için Yunanlıların onlara karşı düşmanlıkları artmış oldu. Çıkan halk ayaklanmasının ardından tam bir Latin düşmanı denebilecek V. Aleksios Dukas, iktidara geçmiştir. Bu arada 1204 yılında Dük Enrico Dandalo ile Haçlı baronları arasında çok önemli bir antlaşma yapılmıştır. Buna göre Bizans İmparatorluğu’nun paylaşılmasına karar verilmiştir.8

haçlı 1204
Latinlerin 1204 yılında Haliç üzerinden İstanbul'a saldırısı

Bu durum, elbette bir skandal olarak adlandırılmaktadır. Artık Hristiyanlar arasında tam da bu sırada çok önemli bir farkındalık olur. III. Innocentius, kiliselerin birleştirilmesi ve Latin İmparatorluğu’nun Kudüs’e yardım etmesi gibi olaylar sonrasında 1204 yılındaki sefer ve sonuçlarını öğrenmiş ve devamında da şunları söylemiştir:

“Siz doğru yoldan yanlış yola saptınız ve Hristiyan ordusunu da saptırdınız, toplamakta zorlandığımız, yönetilmesi o kadar pahalıya mal olan ve sadece Kudüs’ü geri almaya değil, Mısır Krallığı’nın büyük bölümünü almaya hizmet edeceğini de umduğumuz böylesine kalabalık bir orduyu doğru yoldan saptırdınız”.9

Niketas Choniates’in verdiği bilgilere göre, saldırıyı yapan Latinlerden her biri İncil’den şu sözleri söylemiştir: “Onları takip edeceğim ve yakalayacağım; ganimeti paylaştıracağım, kalbimin ihtirasını doyuracağım, onları kılıcımla öldüreceğim ve ellerimle esarete sürükleyeceğim”.10

III. Innocentius, 1213 yılından itibaren yeni bir Haçlı Seferi başlatma düşüncesi içerisindeydi.11 Bunu yaparken de 1213 tarihli “Qui Maior” adlı kanunnamesi ile kadınlar, Haçlı Seferleri'nde dikkate alınmaya başlanmıştır ilk defa. Yani kadınların Haçlı Seferleri'ne katılabileceğini de belirtmiştir.12 Tüm bunlar, Haçlı Seferleri'nin seyrini değiştiren farklı eleştirilere yol açan önemli gelişmelerdir. Kimileri için bir sapma olarak algılansa bile.

Burada da sapma belirtisi olarak kadınların zayıf varlıklar olduğu ve bu nedenle seferlere katılımlarının zayıflık belirtisi olduğu belirtilmiştir. Bunun anlatan en iyi ifade şöyledir:

“In tantum vero nove pergrinationis fervebat studium, ut iam non esset questio, quis crucem susciperet, sed quis nondum suscepisset. Plerique colum et pensa sibi mutuo transmittebant inuentes occultius, ut ad muliebres operas turpiter demigraret, quisquis huius militiae inveniretur immunis; ad tam insigne certamen et nuptae viros et matres incitabant filios, quibus dolor unicus erat propter sexus ignaviam comproficisci non posse”( yeni haç için coşku, haçı kimin aldığına dair bir soru değildir; fakat bunu yapamayan kişilerle ilgili de değildir. Çok büyük adamlar, birbirlerine yün ve öreke gönderirlerdi. Eğer onlar, kendilerini bu seferden muaf tutarlarsa; onlar, sadece kadınların çalışmaları için uygun olacaktı. Gelinler, eşlerini sefere çağırdılar ve anneler, oğullarını gitmesi için teşvik ettiler. Erkekler, kadınlarla dışarı çıkmadıklarından dolayı üzüntüleri vardı; çünkü kadınların cinsinden dolayı zayıflıklar bulunmaktaydı”.13

Bu karışık ortama çözüm bulmaya çalışılırken birdenbire Haçlı Seferleri, yapı itibariyle de değişime başlamıştır.  Bu durumda anlaşılması gereken önemli bir nokta vardır. O da, sapma kavramıdır. Bu kavram, modern tarih bilincinin yarattığı bir kavram değildir. Burada ilginç olan nokta, Cecile Morrison’un da söylediği gibi bu sapma durumunun önceden tasarlandığına inananlar da vardır.14

Burada başlangıçtan beri farklı yaklaşımlar söz konusudur. Şöyle ki; Papa III. Innocentius da, Yunan Kilisesi’nin Roma’ya boyun eğmeyi kabul etmesini ve imparatorluğun Haçlı Seferi’ne engel olmak yerine ona yardım etmesini istemiştir. Ancak amaçlarına ulaşmak için zor kullanmayı düşünmemiştir. Tüm bunlar olurken Venedik’in rolü büyük olmuştur. Şunu da belirtmek gerekir ki; Venedik, bu noktada çok kurnazca davranmıştır bunu ister bilinçli isterse bilinçsizce yapmış olsun. Kendi çıkarına en uygun şekilde bunu kullanmıştır. Ticari ayrıcalıklar, elde etmiştir. Buna rağmen Venedik, kendini güvende hissetmemektedir. Çünkü bir taraftan bazı ayrıcalıklar elde etmiş olan Cenova’nın ve Pisa’nın rekabeti, korsanlığın şiddeti ve diğer taraftan da Yunan halkının ayaklanmaları endişe uyandırmıştır. Bir yandan Latin karşıtı ayaklanmalar olurken diğer yandan Yunanistan’da özellikle de Küçük Asya’da arkhonların15 ayaklanmaları imparatorluğun parçalanmasına sebep olmuştur. Burada şunu da belirtmeliyiz ki; Konstantinopolis’in fethedilmesi, Venedik için uygundu. Neden mi? Şöyle ki; Venedik böyle bir ortamda yani yabancılara yasak olan Karadeniz’e rahatça girme fırsatı bulabilecekti.

Aslında bu noktada tekrar başlangıç hedeflerine geri dönecek olursak bir nevi Konstantinopolis’in zenginliği yani Doğu’nun zenginliği göz kamaştırmaktaydı. Dolayısıyla  Venedik, bu durumu değerlendirip Konstantinopolis’e egemen olmaya çalışmıştır.  Bu da ekonomik determinizmin sonucudur diyebiliriz. Yani Venedik olmasaydı,  Haçlı Seferi amacından sapmış olmayacaktı;  ama Haçlı Seferi olmadan da Venedik, Doğu’da egemenliğini kuramazdı.16

Arka planda farklı amaçlar olsa da IV. Haçlı Seferi sonrasında kurulan devletlerin en kalıcı olanı Venedik İmparatorluğu olmuştur. Yapılacak fetihlerin Haçlılar ile Venedikliler arasında yarı yarıya paylaşılması konusunda 1202 yılında bir antlaşma imzalanmıştır.  Bu antlaşmada kullanılan terimlere göre “partitio” yani Latin İmparatorluğu’na toprakların dörtte birini verecek geriye kalan dörtte üçlük yarısı, Venedik’in, diğer yarısı da hacıların olacaktı. Unutulmamalıdır ki, Latin İmparatorluğu’nun ayakta kalabilmesi, Batı’nın yardımlarına ve Venedik donanmasının desteğine bağlıydı.17

XIII. yüzyıldaki genel sapmalara göre Venedik ve Frank dünyası, Haçlı Seferleri'nin bir ürünüdür. XIII. yüzyılda Haçlı Seferleri'nde iki amaç ön plana çıkmıştır. Kutsal toprakların savunulması ve Kudüs’ün yeniden fethedilmesi, yani tam kendini bulmaya çalışıyor derken ilk hedeflere geri dönülmeye çalışılması Haçlı Seferleri'nin kendi içinde yaşadığı tutarsızlıkları da göstermektedir. Bu durumda Avrupa’ya yapılan diğer bütün seferler, Haçlı Seferleri'ne benzetilmeye çalışılmıştır.

Genel anlamda bakıldığında XII. yüzyıl, İsa’nın mezarını korumaktan başka hedeflere yönelmişti. Mesela İspanya’da Müslümanlara karşı savaşanlara Haçlı ayrıcalıkları verilmiştir. Bunun yanı sıra XIII. yüzyılda Haçlı Seferi ayrıcalıkları Hristiyan da olsalar, genel olarak din, özel olarak da papalık düşmanlarına karşı yöneltilmiş her tür seferi kapsayacak şekilde genişletilmiştir. IV. Haçlı Seferinin hedefinden sapmasında asıl sorumluluk, Papa’ya değil Venedik’e ait olsa da Haçlı Seferlernin politik hedeflere sapmasında III. Innocentius’un rolü kesinlikle inkar edilemez. 1207-1208 yıllarından itibaren Fransa’da silahı eline alan herkese Kutsal topraklara gidiyorlarmış gibi bütün günahlarının bağışlanacağını sözü verilmiştir. Hatta sapkın Albililer18’e karşı Haçlı Seferi vaazları vermiştir. Ancak politik bir hale gelmiş olan Haçlı Seferleri hiçbir şekilde ortadan kaldırılmamıştır. Bunun en somut kanıtı da, 1226 yılında Kral VIII. Louis yönetimindeki Haçlıların Avignon’u ve Provence’i ele geçirmiş olmasıyla 1229 yılında yapılan Paris antlaşmasıdır. Bu antlaşmaya göre, Languedoc’un ileri yıllarda Fransa ile birleşmesini güvence altına almış olacaklardı.19

Paris barışında 1229 yılında Papa IX. Gregory, dilenci tarikatlarla20 ilgilenmiştir ve papalık, antiheretik engizisyonları desteklemiştir.21

Aslında III. Innocentius, çabalarıyla diğerlerine örnek olmuştur. Örneğin Haçlı Seferi için rahiplerden ilk defa gelir vergisi toplayan kişidir. Ganimet olarak bırakma hakkını uygulamıştır. Bu durum, siyasi Haçlı Seferleri'nin de önünü açmıştır.22

Bunun yanı sıra Haçlı Seferleri'ndeki sapma, artık kişiye özel Haçlı Seferi haline gelmeye başlamıştır. Şöyle ki, Büyük Sicilya saldırısı sırasında 1268 yılında Fransız prensin ordusuna yeni asker gruplarını getiren şey, sadece Toscana’ya karşı bir Haçlı Seferleri'nin vaaz edilmesi değildir. Papa, ayrıca İtalya’dan geçmesini engelleyecek olan herhangi birine karşı da özel bir Haçlı Seferi yapılmasını istemiştir. Papalığa bağlı bir hükümdarın Sicilya’ya yerleşmesi, siyasi Haçlı Seferleri'ne son vermiş gibi görünmektedir. Gerçek anlamda Papa ile Fransa kralı Güzel Philippe arasındaki zıtlaşmalar, Haçlı Seferi ve sapkınlık suçlamaları her iki tarafta da artık sadece vergi tahsilleri ve propagandalar için birer bahane olmuştur.23

III. Innocentius’un XIII. yüzyılı değiştirecek bir tavrı bulunmaktadır. Şöyle ki, herkes Latin Doğu ile ilgilenirken bu politika, bütün Avrupa siyasetini değiştirmiştir. Genel anlamda bakıldığında İngiltere ve Fransa krallarının o dönemlerde ne Bizans ne de Müslümanlara yönelik herhangi bir politika geliştirdikleri pek görülmemektedir. Dolayısıyla gerçekten bu seferlerin seyrini ister sapma olarak algılansın isterse de değişim olarak algılansın bakış açısına göre değişmekle birlikte Avrupa’nın saf değiştirerek farklı bir politikayla savaş alanında yapamadıklarını tamamen kendine yönlendirerek yapmaya çalıştığı görülmektedir. Bu şekilde Batı, toplumsal, sosyo-kültürel ve ekonomik alanlarda kendini değiştirmeye yönelik başladığı gelişmelerle kaybettiklerini yeniden toparlamaya çalışmıştır. Bu da Haçlı Seferleri'nin Batı’ya yönelmesi anlamına gelmektedir.24

Batı açısından bakıldığında Harold Lamb, bu devre “Demir Çağı” adını vermiştir. Çünkü  “Cahil, gizli şehvetlerin iz bıraktığı, düşüncesiz ve acımasız olan bu çağa güçlü adamların demir silahları hükmediyorlardı” demiştir.25 Gerçekten öyle mi? Evet öyle! Ama unutulmaması gereken nokta, bu kör çağın şartlara göre hedef değiştiren yeni bir döneme geçiş kapısı olmasıdır.

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar ve resimlerle tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle yapılan kısa alıntılar dışında içeriklerin tamamı kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.
Dipnotlar
1Geoffroi De Villehardouin-Henri De Valenciennes, IV. Haçlı Seferi Kronikleri ,(Çev.Ali Berktay),Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,2008,s.252-253.
2Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 61
3Alaminakon, bir Alman vergisidir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Nicetas Choniates, O City of Byzantium: Annals of Niketas Choniates,(Çev Harry J. Magoulias), Wayne State University yay., Detroit, 1984, s. 478; IV. Henry tatarfından istenen bir haraçtır. Ayrıntılı bilgi için bkz.John H. Rosser,  Historical Dictionary of Byzantium, The Scarecrow yay., UK, 2012, s. 35. 
4Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 61.
5Cecile Morrisson, Haçlılar,., s. 62.
6Bazı eserlerde Zadar olarak geçmektedir.
7Cecile Morrisson, Haçlılar,s. 62; Thomas F. Madden, “Zara”, The Crusades –An Encyclopedia , (Ed. Alan V.  Murray), c. IV, California, 2006, s. 1295- 1296.
8Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 63;John Julius Norwich, Bizans-Gerileme ve Çöküş Dönemi M.S. 1082-1453, (Çev. Selen Hırçın Riegel), Kabalcı yay., İstanbul, 2013, s. 158-159.
9Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 64.
10Niketas Choniates, Niketas Khoniates’in Historia’sı 1195-1206, (Çev. Işın Demirkent), Dünya Kitapları, 2004, s. 225-227,
11P. M. Holt, Haçlılar Çağı,(Çev. Özden Arıkan), Tarih Vakfı Yurt yay., İstanbul, 2003, s.  64. 
12Constance M. Rousseau, “Home Front and Battlefield:The Gendering of Papal Crusading Policy (1095-1221)”, Gendering the Crusades, (Ed. S. Edgington-S. Lambert), Columbia University yay., New York, 2002, s. 40; Miriam Rita Tessera, “Philip Count of Flanders and Hildegard of Bingen: Crusading against the Saracens or Crusaing against Deadly Sin”, Edgington and Lambert Gendering the Crusades, (Ed. S. Edgington-S. Lambert), s. 77-93.
13İtinerarivm Peregrinorvm et Gesta Regis Ricardi, (Ed. Wiliam Stubbs), Kitap I, Capitulum (Bölüm XVII), Longman yay., Londra, 1864, s. 33;ayrıca bkz. Pınar Ülgen;  “Unutulan Haçlılar: İtinerarivm Peregrinorvm Et Gesta Registi Ricardi Adlı Esere Göre Kadınların Haçlı Seferlerine Etkileri”,Uluslar arası Geçmişten Günümüze Şehir ve Kadın Sempozyumu,2.Kitap, 1-3 Nisan 2016, Samsun, 2016,  ss. 1223- 1232; Pınar Ülgen; “Tarihteki En ilginç Haçlı Seferi:Cadılığa Karşı Düzenlenen Haçlı Seferi”, Cappadocia Journal of History and Social Sciences,c. V, 2015, ss. 164-182.
14Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 64.
15Eski Yunan sitelerinde yüksek dereceli devlet memurlarına verilen unvan.
16Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 66.
17Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 66
18Albililer, yani düalist bir öğretiyi savunan Katharlar.
19Cecile Morrisson, Haçlılar,  s. 68,69.
20Bunlar, Avrupa toplumunu yeniden şekillendiren yeni bir din adamı tipidir. Bunlar Dominikenler ve Fransiskenler’dir. İki grup da dilenci tarikatları olarak geçmektedir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Jacques Le Goff, Avrupa’nın Doğuşu, (Çev. Timuçin Binder), Literatür yay., İstanbul, 2008, s. 161.  
21Jessalynn Bird, “ Gregory IX, Pope”, The Crusades –An Encyclopedia, (Çev. Alan V. Murray), c. II, California, 2006, S. 546. Ss. 546-547.
22Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 69
23Cecile Morrisson, Haçlılar, s. 71.
24Claude Cahen, Haçlı Seferleri zamanında Doğu ve Batı, ( Çev. Mustafa Daş) Yeditepe yay., İstanbul, 2010,  s. 208.
25Harold Lamb, Haçlı Seferleri, Demir Adamlar ve Azizler, ( Çev. Gaye Yavuzcan), İlgi, Kültür, Sanat yay., İstanbul, 2010, s. 28; ayrıca bkz. Amin Maalouf, Arapların Gözünden Haçlı Seferleri, (Çev. Ali Berktay), YKY yay., İstanbul, 2006, s. 242.
 

 

Kaynakçalar
  • Bird, Jessalynn; “ Gregory IX, Pope”, The Crusades –An Encyclopedia, (Çev. Alan V. Murray), c. II,  California, 2006, ss. 546-547.
  • Cahen, Claude; Haçlı Seferleri zamanında Doğu ve Batı, ( Çev. Mustafa Daş) Yeditepe yay., İstanbul, 2010.
  • Choniates, Nicetas; City of Byzantium: Annals of Niketas Choniates, (Çev Harry J. Magoulias), Wayne State University yay., Detroit, 1984.
  • Choniates, Niketas; Niketas Khoniates’in Historia’sı 1195-1206, (Çev. Işın Demirkent), Dünya Kitapları, 2004.
  • Geoffroi De Villehardouin-Henri De Valenciennes, IV.Haçlı Seferi Kronikleri ,(Çev.Ali Berktay),Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları,2008.
  • Goff, Jacques Le; Avrupa’nın Doğuşu, (Çev. Timuçin Binder), Literatür yay., İstanbul, 2008.
  • Holt, P. M.; Haçlılar Çağı, (Çev. Özden Arıkan), Tarih Vakfı Yurt yay., İstanbul, 2003.
  • İtinerarivm Peregrinorvm et Gesta Regis Ricardi, (Ed. Wiliam Stubbs), Kitap I, Capitulum (Bölüm XVII), Longman yay., Londra, 1864.
  • Lamb, Harold; Haçlı Seferleri, Demir Adamlar ve Azizler, ( Çev. Gaye Yavuzcan),İlgi, Kültür, Sanat yay., İstanbul, 2010.
  • Maalouf, Amin; Arapların Gözünden Haçlı Seferleri, (Çev. Ali Berktay), YKY yay., İstanbul, 2006.
  • Morrisson, Cecile;Haçlılar, (Çev. Nermin Acar), Dost yay., 2005.
  • Norwich, John Julius; Bizans-Gerileme ve Çöküş Dönemi M.S. 1082-1453, (Çev. Selen Hırçın Riegel), Kabalcı yay., İstanbul, 2013.
  • Rosser,  John H.;Historical Dictionary of Byzantium, The Scarecrow yay., UK, 2012.
  • Rousseau, Constance M.; “Home Front and Battlefield:The Gendering of Papal Crusading Policy (1095-1221)”, Gendering the Crusades, (Ed. S. Edgington-S. Lambert), Columbia University yay., New York, 2002.
  • Tessera, Miriam Rita; “Philip Count of Flanders and Hildegard of Bingen: Crusading against the Saracens or Crusaing against Deadly Sin”, Edgington and Lambert Gendering the Crusades, (Ed. S. Edgington-S. Lambert), s. 77-93.
  • Thomas F. Madden, “Zara”, The Crusades –An Encyclopedia ,(Ed. Alan V.  Murray), c. IV, California, 2006, ss. 1295- 1296.
  • Ülgen, Pınar;  “Unutulan Haçlılar: İtinerarivm Peregrinorvm Et Gesta Registi Ricardi Adlı Esere Göre Kadınların Haçlı Seferlerine Etkileri”,Uluslar arası Geçmişten Günümüze Şehir ve Kadın Sempozyumu,2.Kitap, 1-3 Nisan 2016, Samsun, 2016,  ss. 1223- 1232.

 

DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun