Nogales Mendez: Osmanlı Ordusunda Venezuellalı Bir Subay

Nogales Mendez: Osmanlı Ordusunda Venezuellalı Bir Subay

Bu makalemizde 14 Ekim 1877'de Venezuela'nın batısında yer alan Tachira eyaletinin başkenti olan San Cristobal şehrinde doğan, büyük atalarından birisi olan Yüzbaşı Diego Mendez'in, Kristof Kolomb'a dördüncü Amerika yolculuğunda eşlik ettiği bilinen, aileden maceracı olan ve henüz reşit olduğu gençlik yıllarında Baskça (Euskera) olan soyadını İspanyolcaya tercüme ederek "Nogales" olarak değiştiren bir Osmanlı binbaşısından Rafael Ramon Indxauspe Mendez'den bahsedeceğiz.

BEYAZ TARİH \ MAKALE

Kurmay Binbaşı Nogales, ilk gençlik çağlarından itibaren savaş sanatı üzerine özel dersler almış ve ailesi tarafından klasik batı Avrupa tarzı bir eğitim görmesi için Almanya'ya gönderilmiştir. Bir süre sonra Barcelona (İspanya) ve Louvain (Belçika) üniversitelerinde, felsefe, edebiyat ve fen bilimleri okumuş, askeri eğitimini ise Belçika Kraliyet Harp Okulu'nda tamamlamıştır. On yedi yaşında, asteğmen rütbesiyle İspanyol ordusuna katılmış, İspanya'nın son denizaşırı sömürgelerini yitirdiği 1898 savaşında, Küba'da Amerika Birleşik Devletleri kuvvetlerine karşı savaşmıştır. Bu savaşta yaralanan Rafael de Nogales gösterdiği yararlıklardan ötürü kendisine "Askeri Liyakat" madalyasının yanısıra İspanya'nın en önemli nişanlarından olan "Isabel La Catolica" (Katolik İsabel) nişanı teklif edilmiştir.

1914 yılına gelinceye kadar İspanyol ordusunun çeşitli kademelerinde görev alan Nogales, Birinci Dünya Savaşı çıktığında, öncelikle Belçika ve Fransa'ya hizmet etmek istemişse de, bu iki ülke yetkililerinin, Nogales'in milliyetini değiştirmesini ya da yabancı lejyonunda görev yapmasını şart koşmaları üzerine, o ülkeler saflarında savaşmayı reddetmiştir. Nogales, sahip olduğu idealler ve ideoloji bağlamında "sınır tanımayan" askerlerdendir. 

Bu dönemde Bulgaristan'da Alman Ataşemiliteri olarak görev yapan, Mareşal Colmar Freiherr Von der Goltz'un oğlu olan Binbaşı Baron Von Der Goltz ile aynı ülke nezdindeki Türk Ortaelçisi Fethi Bey'le (Okyar) tanışan maceraperest subay, onların tavsiyeleri üzerine Osmanlı Devleti'ne gönderilen Alman askeri uzmanlarıyla birlikte yabancı askeri uzman olarak, İstanbul'a gelmiş ve kendi deyişiyle, "İtilaf Devletlerinin kapılarında boş yere aradığı konukseverliği, bir anda cömertçe, hiç beklemediği taraftan görmüştür."

Balkan Savaşlarının sonunda Sofya sefaretimizde Askeri Ataşe olarak bulunan Mustafa Kemal bey (Atatürk) ile 11 Mayıs 1913 tarihinde, Avusturya-Macaristan ve Bulgar Krallarının Gratsko Gradina'da düzenlediği bir kıyafet balosunda tanışan Nogales Mendez, Mustafa Kemal Paşa İle aynı süreçte İstanbul'a dönmüştür.

29 Ekim 1914'de Osmanlı Devleti'nin Birinci Dünya Savaşına girişi üzerine müteaddit defalar Başkomutanlık Vekâletine başvurarak cephede faal görev istemesi neticesinde, 20 Ocak 1915'de 3. Kolorduya bağlı olarak Tekirdağ'da teşkil edilecek 19. Tümen Komutanlığına atanmıştır. 25 Ocak 1915 günü Sofya'dan İstanbul'a dönerek yeni görevi hakkında Harbiye Nazırı ve Başkomutan Vekili Enver Paşa ile tekrar görüşmüş ve 2 Şubat 1915 tarihinde ise Tekirdağ'a gelerek, 19. Tümeni kurma çalışmalarına başlamıştır. Nogales Bey, bu süreçte orduda gösterdiği başarılarla önemli bir yer edinmiş, Van İsyanı'nın Taşnak Lideri Aram Manukyan'ın 30 bin kişilik ordusunu 12 bin kişilik Türk askeriyle bozguna uğratmıştır. Daha sonra Türkiye-İran sınırında bulunan Kotür Dağı eteklerinde girdiği çatışmada iki büyük Rus Birliği"nin Osmanlı topraklarında ilerlemesini engellemiştir. 

Nogales Mendez, Doğu Cephesinde Ruslara ve bölgedeki, Ermeni çetelerine karşı gösterdiği başarıların ardından 1915'te Suriye'deki cepheye gönderilmesine karar verilmiştir. Yüzbaşılıktan, binbaşılığa terfi eden Nogales Mendez Suriye'ye savaştan hastalığı sebebi ile ayrılmak istediğini söylemek üzere gelmesine rağmen, Bahriye Nazırı ve 4. Ordu Komutanı Ahmed Cemal Paşa buna izin vermez. Ertesi gün özel bir trenle Halep'e gelen Enver Paşanın, "Siz ordumuza kabul edilen biricik tarafsız subaysınız. Bunun sonucu olarak, bu milletin bir misafirisiniz. Ne için bizi bırakmak istiyorsunuz? Sizden rica ediyorum, savaşın sonuna kadar bizi bırakmayın" sözleri üzerine orduda kalmıştır. 

Yeni görevi Adana'ya yakın Mamure istasyonunda irtibat subayı olarak bir menzil görevi olmuştur. Nogales, birbirine bağlanmamış iki demiryolu arasında karayolu ile taşımacılık işi olan yeni görevi kabul etmiş, hırsızlık ve dolandırıcılığı engellemek amacıyla katı önlemler almıştır. Sağlığı tekrar bozulunca kısa süreli izin kullanmış bir yük treniyle Suriye'ye geçmiş Şam, Hama ve Humus' u daha sonra da Beyrut' u ziyaret etmiş ve 20 Kasım 1915'de Kudüs' e varmıştır.

Nogales'in savaş müddeti içerisinde görevlendirileceği bir diğer yer de, Filistin ve Ürdün Irmağının doğu kıyısıdır. Cemal Paşa'nın komuta ettiği 4. Orduya Ramle'nin askeri yöneticisi olarak atanan Nogales'in görevi özünde idari bir görevdir. Bu görevden sonra Kudüs'teki Kamu Güvenliği ve Müfettişliği, Beytullahim'deki Onikinci Piyade Alayı Komutanı Binbaşı Kiehl'in kamu sağlığının korunması gibi idari işlerde yardımcılığını yapmış, antik Galaad'taki en büyük Müslüman Hıristiyan kasabası olan Es-Salt Garnizonunun komutasını üstlenmiş, 1917 yılı başlarında Gazze'yi güçlendirmek üzere Güney cephesine gönderilmiş, burada Gazze ve Sina'da görev almıştır. 1. ve 2. Gazze savaşlarında oldukça yararlılık gösterdiğini ifade eden Nogales’e, kendi ifadesine göre 3. Gazze savaşında Mıntıka Komutanı ve Mısır Sina Valisi görevleri verilmiş, bu savaşın İngilizlerin lehinde devam etmesi üzerine Ürdün'de bulunan Bir-Üsseba'ya (Birüssebi) dönmesi emrini almıştır. 

Nogales, 1917 yılı itibarıyle atandığı Güney cephesinde görev yaptığı sırada 3. Süvari Tümeni emrine verilmiştir. Nogales, kendi biyografisinde durumunu şu biçimde özetlemiştir: "İki yıldan beri düzenli Osmanlı Ordusu'nda aktif görev yapıyordum. Sırasıyla süvari, piyade, topçu ve makinalı tüfek birliklerinde görev yapmış ve önemli askeri idare makamlarında bulunmuştum. Örneğin Van 'da sayıları bir tümene yakın karma birliklere kumanda etmiştim. Bu şekilde yine en sevdiğim sınıf olan süvari sınıfına ve insanın kendini sürekli olarak mükemmelleştirdiği, kurmaylık adı verilen, başı ve sonu olmayan bu ihtiraslı ortama dönmüş oluyordum." Osmanlı Ordusu'nda görev yaparken Türkçe de öğrenen kurmay binbaşı, doğal olarak Türk askerini yakından tanıma fırsatı bulmuştur. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine tanık olan Nogales'in anlatılarından, katıldığı çarpışmalarda kendini bir Türk gibi gördüğü ve özveriyle görev yaptığı da anlaşılmaktadır. 

Nogales anılarında, 1918 yılı bahar aylarında İstanbul'a döndüğünü, iznini uzatıp Anadolu'yu gezdiğini, Ankara, Afyon ve Eskişehir üzerinden İzmir'i ziyaret ettiğini aktarır. İstanbul'a dönüşünde, üst düzey Kurmaylık kursuna, Havacılık Akademisinde resmi gözlemci kursuna ve topçu kursuna katılmaya fırsat bulmuş, 1 Temmuz 1918'de Dolmabahçe Sarayı Muhafız Alayının 1. Mızraklı Süvari Alayına eğitmen ve komutan vekili olarak atanmıştır. Harbiye Nezaretinin Nogales'in Almanya'da birkaç ay geçirmesine izin vermesi üzerine, 15 Eylül'de Berlin'e yerleşmiş, ancak Osmanlı Hükümetinin son günlerini yaşadığını bildiğinden 31 Ekim'de İstanbul'a dönmüş, gelişmeleri burada izlemiştir. Osmanlı Ordusundan terhis belgesinin tarihi 20/11/34'tür (20 Kasım 1918). Kendi ifadesine göre onursal kurmay yarbay rütbesine terfi ettirilen Nogales'e sekiz değişik madalya verilmiştir. Bunlardan altısı Osmanlı, biri Alman ve biri de İran'lı bir prensin hayatını kurtardığı için İran madalyasıdır.

1919 yılı Nisan ayında vatanına gitmek üzere İspanya'ya giden bir gemi ile yola çıkan maceraperestin ilk amacı Osmanlı Ordusunda geçirdiği dört yılın hikâyesini yazmaktır. Ancak Nogales tüm bunları yaşarken General Gomez Venezuela'da yönetimi ele geçirmiş ve hala sıkı yönetim rejimine devam etmektedir. Nogales'in bu durumda vatanına dönebilmesi mümkün görülmemektedir.

Bu gelişme üzerine Nogales, Osmanlı hikâyesini yazmak için çocukluğunun doğal çevresini andıran Kolombiya-Venezuela sınırının Kolombiya tarafında dağlık ve uzak bir kasaba olan Gramalote'ye yerleşmiştir. Granmatole'de el yazısı ile yazdığı eserini yayınlatmak için gayret sarf ederken, General Gomez'in ajanları tarafından izlendiğini düşünerek, yeniden heyecan dolu bir serüvenin içerisinde kendini bulmuş ve Kuzey Amerika ile Avrupa'ya doğru yola çıkarak, La Editora Internacional adlı yayınevinin Madrid ve Buenos Aires'in yanı sıra bir bürosunun bulunduğu Berlin'e ulaştırmayı başarmıştır. Bu yolculuğu sırasında New York'a gidebilmiş, 25 Şubat 1923'de "Venezuela'nın Nogales Bey'i" başlığı altında Osmanlı ordusu üniforması giyerken çekilmiş bir fotoğrafı ve T. R. Ybarra ile mülakatı New York Times'da yayınlanmıştır. 

Nogales, 1924'te Arjantin başkenti Buenos Aires'te yayınladığı "Hilal Altında Dört Yıl" adlı hatıralarında Ermeni çetelerinin, "sivil savunmasız Türkleri gördükleri yerde hunharca katlettiğini" yazdı. Nogales Mendez kitabında Osmanlı Ordusu'nun sivil Ermenilere saldırmadığı gibi Ermeni askerleriyle de savaşmadığını belirtmiştir.

Nogales 1928 yılından sonra bir yazar ve konuşmacı olarak zamanının çoğunu Londra, Paris ve New York'ta geçirmiş, Ren bölgesinden San Francisco' ya uzanan bir çizgide seyahat etmiş, 1934 yılının sonlarına doğru Kaliforniya'ya taşınmıştır. Basında çıkan bazı yazılarında bir Latin Amerika Milletleri Cemiyeti oluşturma fikri üzerinde durmuş, hayatını bunu gerçekleştirmeye vakfetmişse de, anavatanı ve coğrafyasının insanları tarafından gezgin bir sürgün olarak tanınmıştır. Düşmanı olan Venezuela Başkanı Gomez'in 1935 yılının sonlarında ölmesi üzerine 1936 yılı başlarında ülkesine dönen ve burada vefat eden Osmanlı subayı Nogales, bir aydın, yazar ve iyi bir hatip olarak yaşamıştır. 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Yazar Hakkında
Umut Cafer KARADOĞAN

Kaynakçalar
Mehmet Necati Kutlu, "Türkiye'de Bir Gezgin Şövalye", Gendaş Kültür Yayınlan, İstanbul, 2000; 
Utkan Kocatürk, Doğumundan Ölümüne Kadar Kaynakçalı Atatürk Günlüğü (Ankara: AKDTYK, Atatürk Araştırma Merkezi Yay., 1999)
Rafael de Nogales Mendez, "Cuatro aiios bajo la media luna" (Hilal Altında Dört Yıl), Editora Intemacional, Berlin, 1924
Nweihed, The World of Venezuelan Nogales Bey/ Venezuelalı Nogales Beyin Dünyası, 107-126
T. R. Ybarra, "Nogales Bey of Venezuela", The New York Times Magazine, 25 Şubat 1923, SM10
Grace H. Knapp, The Tragedy of Bitlis; Being Mainly the Narratives of Grisell M. McLaren and Myrtle O. Shane (New York: Fleming H. Revell Company, 1919)
Kaymakam Hakkı, Hilalin Altında Dört Sene ve Buna Ait Bir Cevap, Askeri Matbaa, İstanbul, 1931
DİĞER MAKALELER
Nogales Mendez: Osmanlı Ordusunda Venezuellalı Bir Subay
Osmanlı Tarihi
Elmalılı Hamdi Yazır: Sultan Abdulhamid’in Tahttan İndirilişinde Bir İslâm Alimi

Osmanlı son dönem alimlerinden biri olan Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır(d. 1878/ö. 1942), bir geçiş dönemi alimi ve siyasetçisi olarak, hem Osmanlı Devleti’nin yıkılışına, hem de Cumhuriyet’in kuruluşuna şahit olmuş bir şahsiyettir. Halk nazarında ise daha çok Hak Dini Kur’an Dili adlı meşhur tefsiriyle bilinir. Meşrutiyet idaresini destekleyerek Sultan II. Abdulhamid devrindeki siyasî duruşunu da ortaya koyan Elmalılı Hamdi, II. Meşrutiyet’in ilk meclisine Antalya mebusu olarak girmiş ve Sadrazam Damad Ferit Paşa’nın ilk hükümetinde, Evkâf Nâzırlığı yani günümüz ifadesiyle Vakıflar Bakanlığı yaptı(1918-19). Bununla birlikte Elmalılı Hamdi Yazır, dönemin İslâm halifesi ve Osmanlı padişahı II. Abdulhamid’in tahttan indirilme fetva müsveddesini kaleme alarak ve meclis kürsüsünde okuyarak söz konusu hal/tahttan indirme olayında etkili oldu. Onun, “Hayatımda yaptığım en büyük hata, Sultan Abdulhamid’in hal’ine karışmamdır.” şeklindeki ifadeleri, o dönemde karıştığı bu olaydan duyduğu pişmanlığı göstermesi açısından önemlidir. Fakat burada şu hususu da özellikle belirtmeliyiz ki, onun siyasî anlamda içerisinde bulunduğu bu tercih, günümüzün en güvenilir tefsirlerinden biri olan eserini ve ilmî kimliğini gölgeleyemez. Yazımız, meşhur müfessir ve siyaset adamı Elmalılı Hamdi Yazır ve Sultan II. Abdulhamid’in hal’inde yani tahttan indirilişinde oynadığı rol üzerine olacaktır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun