Türklerin Ortadoğu'daki Yönetim Mahareti

Türklerin Ortadoğu'daki  Yönetim Mahareti

Osmanlı Devleti, 1517 yılında Yavuz Selim'in Afrika kıtasına ayak basmasından itibaren hem Mısır'da hem de diğer memleketlerde tebaasını oluşturan Arap, Ermeni, Kürt, Arnavut, Bulgar, Yunan vb. tüm halkların yaşadığı topraklarda güç ve kuvvetle olduğu kadar adaletle ve maharetle uzun yıllar başarılı bir yönetim sergiledi. Öyle ki, bu başarının varlığı söz konusu topraklardan çekilene kadar belli ölçüde devam etmiştir. Aşağıda değinilen olay Mısır'daki Osmanlı Devleti yönetimin kısa bir değerlendirmesi niteliğindedir. Dünyanın dört bir yanına yayılan sömürgelerini diplomasi ve politikanın en ince unsurlarını uygulamakla övünen İngilizlerin Mısır'daki bir temsilcisinin itiraf etmek zorunda kaldığı bu durum ayrıca dikkate şayandır.

BEYAZ TARİH / MAKALE

1870’lerin sonlarında gelişen Vataniler hareketi yabancıların Mısır üzerindeki ekonomik ve siyasal baskılarına karşı gelerek “Mısır Mısırlılarındır” sloganı ile kitlesel bir destek aldı. Bu hareket 1881’de Urabî Paşa önderliğinde patlama noktasına geldi. Mısır’ın ilk milliyetçi hareketi olarak adlandırılan bu hareket 11 Temmuz 1882’de İskenderiye’nin bombalanmasından sonra 13 Eylül 1882’de Tel el-Kebir’deki müdafaa savaşında da başarısız oldu. İngilizler bu hareketi Mısır’ın askerî olarak işgalinden hemen sonra tamamen dağıttı. Vataniler hareketine destek verenlerin çoğu İngiliz kontrolündeki mahkemelerde yargılandı. Vataniler hareketine katılanların önemli bir kısmına hapis cezası verildi. Urabî Paşa ve yakın arkadaşları ise Seylan adasına sürgün edildi. Mısır ordusu tamamen tasfiye edilerek yerine İngilizlerin kontrolünde yeni bir ordu kuruldu.

Hıdiv Mehmed Tevfik Paşa (1879–1892) İngiliz işgal yönetiminin baskıcı ortamında adeta eli kolu bağlı bir şekilde kaldı. İngiltere’nin 1883-1907 arasında resmen Kahire’deki konsolosu olan Lord Cromer kendisini bir sömürge valisi gibi görmüş, Mısır’ı da bir sömürge gibi yönetmek istemişti. İngiltere Mısır’ı işgal ettikten sonra işgalin geçici olduğunu ilan etti. Bu tutumunu  Birinci Dünya Savaşı başlayıncaya kadar sürdürdü. 5 Kasım 1914’'te Osmanlı Devleti Almanya’nın yanında savaşa katıldığını beyan etti. Bundan 2 hafta sonra, İngiltere de Mısır'da Protektora ilan etti (18–19 Aralık 1914).

Ortadoğu’da kimin tahtta oturduğu değil tahttaki oturana kimin akıl verdiği önemlidir

lord
                  Lord Cromer

İngiltere, Osmanlı Devleti’nin boyun eğmeyen tutumu yanında, Fransa ve Rusya gibi büyük güçlerin tepkisinden çekindiği için, Mısır'ı doğrudan yönetimine dâhil etme cesaretini gösteremedi. Görünürde Mısır eskisi gibi Hıdiv ve onun atadığı hükümetçe yönetiliyor ve buranın Osmanlı Devleti’ne hukuken bağlılığı devam ediyordu. İngiltere kendi otoritesini pekiştirmek için idarî reform bahanesiyle nezaretlere başkonsolosun emrinde olan İngiliz danışmanlar yerleştirdi. Bunların görevi, Mısır hükümetine danışmanlık yapmak ve tavsiye niteliğindeki görüşleriyle yardımcı olmaktı. Gerçekte ise danışman sıfatını taşıyan İngilizlerin onayı olmaksızın ülke yönetimiyle ilgili herhangi bir kararın çıkması mümkün değildi. Cromer bu şekilde, adına Örtülü Protektora denilen dolaylı bir yönetim sistemiyle Mısır’ı idare etmeye çalıştı. İngiliz başkonsolosuna bağlı olan bu danışmanlar, zamanla Mısır hükümeti üzerinde güçlü bir denetim kurmuşlardır. İngilizlerin kurmuş olduğu bu dolaylı işgal yönetiminin izleri halen sürüyor.

Lord Cromer, Mısır’daki örtülü sömürge yönetimi haklı çıkarmak amacıyla yazdığı ünlü kitabı “Modern Egypt”te Mısır’daki toplumsal yapıyı izah ederken Türkleri ve Türk yöneticileri değerlendirmiştir. Buradaki ifadeler Osmanlı Devleti’nin Birinci Dünya Savaşına girerken ne kadar değerli insan kaynağına sahip olduğunu gözler önüne seriyor.

“Türko-Mısırlılar bazı iyi özelliklere sahiptir. Egemen bir ırkın parıltısı çok soluk da olsa hala bir ışık halesi olarak başının etrafında asılı durmaktadır. Mısırlılardan daha yozlaşık durumda olmadıkları kesindir. Daha yiğitler ve damarlarında daha fazla Türk kanı dolaşıyor. Bazen kendine özgü bir şekilde gerçekçi ve açık sözlüler. Kaba bir onur standartları var. Mısır’da nereye giderseniz gidin, eğer belirli bir enerji miktarı gerektiren herhangi idari bir iş yerli bir yetkili tarafından iyi bir şekilde yapılmışsa, söz konusu görevlinin ya Çerkez ya da bir Türko-Mısırlı olduğu, muhtemelen de Mısırlıdan ziyade Türk olduğu görülecektir. Türko-Mısırlılar belirli bir ölçüde hala hakimiyet sağlayabilecek durumdalar ve tüm kusurlarına rağmen ve ait olduğu sınıfın bazı istisnalar birlikte İngiliz düşmanı olması gerçeğine rağmen, bireysel olarak İngilizlerin Türklerle iyi geçindiği, saf Mısırlı, Suriyeli veya Ermenilerle karşılaştırıldığında Türko-Mısırlılarla daha iyi geçindiği görülecektir. Kuzeyliler ve Doğulular, İngilizlerin egemen olduğu, Türko-Mısırlıların ise saf Türkler kadar olmasa bile saf Mısırlılardan daha egemen olduğu gerçeğini kabul etmektedir. İngilizler emperyal bir ırka mensuplar ve Türko-Mısırlılar düne kadar emperyal olan bir ırka mensuplar. Nubar Paşa bir keresinde bana şöyle dedi: “İngilizler Batı’nın Türkleri".

nubar
                Nubar Paşa

Lord Cromer’in Nubar Paşa(1824-1899) dediği kişi ondokuzuncu yüzyılın ikinci yarısında Mısır’da önemli makamlara gelmiş bir devlet adamıdır. 1919 Paris Barış Konferansı’nda Ermeni Ulusal Delegasyonu başkanlığını yapan ve Türklere karşı hasmane tutum takınan  oğlu Bogos Nubar Paşa (1851-1930) ile karıştırmamak gerekir. Baba Nubar Paşa, Mısır’da katip olarak başladığı kariyerini nazırlar reisliği ile taçlandırmayı bilmiştir. İzmir’den gittiği 1842 yılından, nazırlar reisi olarak ayrıldığı 1895 yılına kadar Mısır’da toplam 53 sene hizmette bulundu. Bu bakımdan ülkenin kaderinde önemli roller almış bir kişidir. Bu uzun dönem içerisinde başarılı ve övgüye layık çalışmaları olduğu gibi, aynı ölçüde tenkite ve suçlamalara maruz kaldığı icraatları da vardır. Genel olarak Nubar Paşa, Hidiv İsmail Paşa’nın göreve geldiği 1863 yılına kadar  yaptığı çalışmalarla başarılı bulunmaktadır. Ancak 1863 sonrasında İsmail Paşa’nın gücünün sınırlarını aşan hayalci politikalarının uygulanmasında, Mısır’ın borç batağına saplanması ve savurgan harcamalar neticesinde meydana gelen mali krizde, kısacası İngilizlerin ülkeyi işgal etmesine neden olan gelişmelerde, Nubar Paşa’nın rolü İsmail Paşa kadar büyüktür. İngiltere’nin Mısır’ı işgal etmesinden sonra tekrar ortaya çıkarak iki kez (birincisi : Ocak 1884-1888; İkincisi: Nisan 1894-Kasım 1895) Mısır nazırlar reisi, yani başbakanı olmayı başardı. Nubar Paşa, genellikle İsmail Paşa (1863-1879) dönemindeki sorumluluğu ve Mısır’ı işgal eden İngilizlere yakın olması nedeniyle, Osmanlı devlet adamları ve Mısırlılarca suçlanmaktadır.

Cromer “En parlak Mısırlı devlet adamı olan Nubar Paşa” diye tarif ettiği bu kişi İngilizleri Batı’nın Türkleri olarak takdir ediyor. Mısır’daki Türk imajı 125 yıl önce bu şekildeydi…

İngilizler Mısırlılar nezdindeki imajlarını kısa zamanda pozitif olarak düzelttiler. Bu noktada Türk idarecilerden aldıkları yönetim sırlarını ikrar etmekten de kaçınmadılar. Buna ters orantılı olarak, Ortadoğu’da 400 yıldan fazla hükümran olan Türkler ise İngilizlere kaptırdıkları hasletlerini tekrar keşfetmek ve hatalarını görmek zorundalar. Belki Cromer gibi isimlerin kitaplarına bakarak ilk adım atılabilir.

KAYNAKÇA
The Earl of Cromer, Modern Egypt, Londra, 1908,  c. II/173.
S. Kızıltoprak, Mısır’da Osmanlı’nın Son Yüzyılı, İstanbul; TBBD Yayınları, 2010.
S. Kızıltoprak, Mısır’da İngiliz İşgali; Osmanlı’nın Diplomasi Savaşı: 1882-1887, İstanbul; Tarih Vakfı Yayınları, 2010.
S. Kızıltoprak, “Mısır Sorunu Çerçevesinde Osmanlı Devleti’nin Üçlü İttifak’a Yaklaşımı”, Prof. Dr. Fahir Armaoğlu’na Armağan, Ersin Embel (ed.), Ankara, 2008.
S. Kızıltoprak, “Sömürgeci Rekabet ve Basın: ‘Bosphore Égyptien’  Olayı”, ”, İslam Öncesinden Çağdaş Türk Dünyasına: Prof. Dr. Gülçin Çandarlıoğlu’na Armağan, (editörler Hayrunnisa Alan, Abdulvahap Kara, Osman Yorulmaz),  İstanbul ; Doğu Kütüphanesi, 2008.
S. Kızıltoprak, “Armenians in The Bureaucracy of  Ottoman Egypt: The Carier of Bogos Nubar Pasha (1824-1899)”, History Studies, c. 2 , no. 3 , Haziran 2010.
S. Kızıltoprak, “Krallardan Darbeci Generallere Mısır’ın Yakın Siyasal Tarihi” Akra Kültür Sanat Ve Edebiyat Dergisi, Sayı:  3, 2014.
S. Kızıltoprak, “Ortadoğu’nun Son Yüzyılına Kahire Penceresinden Bakış: Mısır’ın Yakın Siyasal Tarihi”, Tarih Bilinci, Ağustos 2014, s.79-95.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar ve resimlerle tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. Kaynak gösterilmek suretiyle yapılan kısa alıntılar dışında içeriklerin tamamı kopyalanamaz ve çoğaltılamaz.
DİĞER MAKALELER
KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun