Fethi ve Fatih'i Öğrenmek İsteyenlere 10 Kitap Önerisi

DİĞERLERİ
Mısır Piramitlerinin Bilinmeyen Yönleri
Mısır Piramitlerinin Bilinmeyen Yönleri

İ.Ö 3000 yılına dayanan tarihi geçmişi ile Mısır, ulaştıkları medeniyetle bugün bile bizi etkilemeye devam ediyor. İlkçağ medeniyetlerine göre tıp, geometri, sanat, astronomi ve din gibi pek çok alanda ileri bir seviyede olan Mısır inşa ettikleri piramitleri ile bu durumu bize kanıtlıyor. Peki ‘piramit’ adı nereden geliyor? Osmanlı kaynaklarında piramitler, ‘Yusuf Ambarları’ olarak isimlendirilmektedir. Bunun nedeni Yusuf peygamber Firavun’un emri ile devletin mali işlerinden sorumlu tutulduğu zaman, Mısır’ın bolluk döneminde devasa boyutlarda ambarlar inşa ettirdi ve tüm hububatı bu ambarlarda saklayarak kıtlık döneminde halkın açlıktan kırılmasını önledi. Buradan yola çıkarak tarihte Yusuf Ambarı olarak anılırken bugün yabancıların literatüründen öğrendiğimiz piramit adıyla tanımlıyoruz. Yabancı sömürgeciler tarafından verilen piramit, sfenks, obelisk gibi pek çok tabir sanki tarihte de böyleymiş gibi kabul edilmiştir; oysa ki o topraklarda İngilizler 1 asır Osmanlı ise 4 asır kalmıştır. İnsan eliyle inşa edilen piramitlerin yapımına gelecek olursak, bir mühendislik harikasına şahit oluruz. Mısır’ın en meşhur piramitleri olan Gize piramitlerinin (Keops, Kefren, Mikerinos) her birinin köşesi bir diğerine tutturularak çizildiğinde ortaya pürüzsüz bir çizgi çıkacağı gibi güneşin hareketleri ile de büyük bir bağlantısı vardır. Güneş ışınlarının piramitlerin içinde oluşturduğu atmosfer ile hiçbir cesedin içeride çürümesi, ekmeğin küflenmesi ve hububatın güvelenmesi mümkün değildir. Bu dünyanın 7 harikasından biri olan piramitler peki nasıl inşa edildi? Bugünün teknolojisinden uzak olan Mısır, insan gücünü kullandı. 1926 yılında Gize Piramitlerinin yakınında bulunan bir işçi mezarlığındaki cesetler incelendiğinde neredeyse tüm sorularımız cevaplandı. Bu nekropoldeki cesetlerin her birinin iskelet sistemlerinin bozuk olduğu ve hemen hemen hepsinin 40 yaşına dahi gelemeden öldükleri anlaşıldı. Kölelerin Mısır’da hiçbir değerinin olmadığı, 15 yaşına gelen birçok çocuğun bu zorlu şartlar altında sadece mercimek lapasıyla beslenerek çalıştığı ve bu uğurda öldüğü ortadadır.

Osmanlı Mimari Dönüşümünün Öncüsü I. Mahmud’un Yaptırdığı Eserler
Osmanlı Mimari Dönüşümünün Öncüsü I. Mahmud’un Yaptırdığı Eserler

I. Mahmud’un tahta geçtiği 1730 yılı Osmanlı Devlet’inin yenilenme, imar alanında kalkınma ve aydınlanma açısından bir dönüm noktasıdır. 18. ve 20. yy.’larda başlayan mimari çalışmaların öncüsü sayılan I. Mahmud, başkent İstanbul’u yeniden tanımlayabilecek eserler ortaya koymuştur. Sultanın çabaları ona daha çok çağdaş tarihçiler tarafından ‘’muammir-i bilad’’ olarak anılmasını sağladığı gibi halkı yeniliklere alıştırmaya çalışan çağdaş ve ileri görüşlü bir padişah olarak da karşımıza çıkmaktadır. Öyle ki İstanbul’un ağırlık merkezi olan Sarayburnu-Haliç bölgesinden Boğaz’a doğru bir geçiş oluşturarak kentin görünümü değiştirmiş; kurduğu pek çok kütüphane ile başka bir dünyanın varlığıyla halkı aydınlatma eğiliminde bulundu. Osmanlı Devleti’nin mimari tarihi açısından önemli yapılar arasında yer alan Nuruosmaniye Külliyesi onun döneminde inşa edilmeye başlandı, ancak III. Osman döneminde tamamlandığı için onun adıyla anıldı. I. Mahmud döneminde camii başta olmak üzere çok sayıda saray, çeşme, askeri okul, kışla ve kütüphane inşa edildi. Bilinçli olarak sürdürülen bu imar etkinlikleriyle geleneksel söyleme bir tepki geliştirildiğini söylemek de mümkündür. Osmanlı Devleti’ne parlak bir dönem yaşatan ve kendinden sonra tahta geçecek olan padişahlara uzun bir barış devri bırakan I. Mahmud, İstanbul’a ağırlık verse de Belgrad ve Vidin gibi yerlere de imar faaliyetlerini ulaştırmıştır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun