Tarih Boyunca En Çok Okunan 10 Kitap

DİĞERLERİ
Rumeli Fatihi: Gazi Süleyman Paşa
Rumeli Fatihi: Gazi Süleyman Paşa

Osmanlı kuruluş dönemi üzerine yapılan anlatılar ve konular hükümdar-sultan ve uç bölgelerde akınlar yaparak nam salmış gaziler üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle kuruluş döneminde Şehzade profilinin Hükümdar kadar öne çıkmadığı görülse de bazıları bundan istisnadır. Şehzade Süleyman Paşa'nın Osmanlıların Avrupa topraklarına kalıcı olarak ilk defa geçmesini ve tutunmasını sağlaması ve yerleştiği Gelibolu bölgesini yurt edinmek için iskan politikasına girmesi, ayrıca Bizans ile gelişen bazı olaylar neticesinde Gelibolu'dan çıkmamak için direnmesi nedeniyle onun Avrupa'ya yapılacak akınlarda bölgeyi üs olarak kullanılmayı daha baştan arzu ettiğini düşündürterek kendisini istisna şehzadeler arasına yazdırmıştır. Ayrıca cesur bir savaşçı olması yanında siyasi yönünü de bu iskan politikalarıyla vurgulayan Süleyman Paşa'nın başarısını Halil İnalcık İstanbul'un fethi kadar değerli olay addederek böyle olmasaydı Osmanlı'nın Anadolu'da sıkışmış bir beylikten farkı olmayacağını ve Viyana önlerine kadar gidilemeyeceğini ifade eder. Gazi Süleyman Paşa gerek kuruluş anlatılarının hükümdar özelinde yoğunlaşması gerekse dönemi aydınlatan kaynakların azlığı sebebiyle geri planda kalmış ve araştırmacıların yeni çalışmaları ile 6 asır hüküm sürmüş hanedanı Avrupa'ya çıkaran ilk yönetici olarak üzerindeki önemin anlaşıldığı görülmektedir. Bu çalışma bu kaynak azlığı içerisinde Süleyman Paşa'nın Rumeli'ye çıkış ve yerleşme serüvenini ele almaya çalışacaktır.

9 Maddede Yıldız Sarayı
9 Maddede Yıldız Sarayı

İstanbul’un Beşiktaş semtinde tepelik bir alana konumlandırılan Yıldız Sarayı, 17. yüzyılda başlayan yerleşim olma sürecini 19. yüzyılda tamamlayarak mevcut şekline ulaştı. Farklı dönemlerde inşa edilmiş köşk ve kasırları II. Abdülhamid’in daimi ikametgâh alanı yapmasıyla birlikte alan saray kompleksine dönüştürülmüştür. Buradaki ilk yapılanma örnekleri IV. Murat’ın kızı Kaya Sultan ile eşinin yaptırdığı yalı, III. Selim tarafından inşa edilen bir kasır, ardından babası III. Mustafa için yapılan bir çeşme ve günümüze ulaşmayan II. Mahmut’un inşa ettirdiği köşk sayılabilir. Sultan Abdülmecid’in var olan yapıları yıktırarak annesi adına yaptırdığı Kasr-ı Dilküşa, bugün Valide Sultan Köşkü adıyla anılmakta, Sultan Abdülaziz zamanında ise inşa edilen Mabeyn Köşkü, Çit Kasrı, Malta ve Çadır Köşkleri bir saray yapılanmasının ilk güzel örneklerini oluşturmaktadır. II. Abdülhamid’in Dolmabahçe Sarayı’ndan ayrılarak buraya yerleşme kararı, burada yaşayan insan sayısını arttırmış ve yaklaşık olarak on iki bin kişiye çıkartmış; Küçük Mabeyn Köşkü, Harem Binaları, Cariyeler Dairesi, Kızlarağası Köşkü, Şale Köşkü, Yıldız Camii, Tiyatro, Marangozhane, Eczane, Tamirhane, Kilithane, Çini Atölyesi, Kütüphane, Şehzade Köşkleri ve zamanla halka açılan parkı yani hasbahçesiyle Geç Osmanlı Tarihi’nin gözde yapılarından biri olmuştur.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun