Şii mezhebi nasıl ortaya çıktı?

Halil İbrahim BULUT cevapladı

Şii mezhebi nasıl ortaya çıktı?

Şiîliğin ne zaman ortaya çıktığı hususunda farklı görüşler ileri sürülmüştür. Bu mezhebe mensup alimlere göre Şiilik sonradan ortaya çıkmış bir şey olmayıp, bizzat Allah Elçisi'nin tavsiyesi ile Hz. Ali’nin faziletini kabul eden ve ona bağlanan kimseleri ifade eder. Bu anlayışa göre Allah Resulün'ün yaşadığı dönemde zaten bir Şiilik vardır. Ancak tarafsız yazarlar, Şiiliğin Hz. Peygamber'in vefatından uzunca bir müddet sonra ortaya çıktığı hususunda hemfikirdirler. Burada şu ayrıma dikkat çekilmelidir: Hz. Ali’yi sevmek ve siyaseten Ehl-i beyte taraftar olmak ile imametin bir inanç esası kabul edilip Ali ve evladına bir kısım üstün özelliklerin atfedildiği Şiiliği birbirinden ayırmak gerekir. Zira Hz. Ali, Hasan ve Hüseyin yaşadıkları dönemde ana gövdenin önder şahsiyetleri idiler ve Ehl-i Sünnet zihniyetinin oluşmasında özellikle Hz. Ali’nin ciddi bir katkısının olduğu aşikardır. Hz. Ali’nin yanında yer alan sahabilerin yaşadıkları dönemde Müslümanların büyük çoğunluğunu oluşturduklarını dikkate aldığımızda, erken dönem Ali taraftarlığıyla Şiilik arasında bir ilişki kurulamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Şiiliği temel Şiî fikirlerle başlatmak isabetli olacaktır. Şüphesiz Şiiliğin omurgası imamet görüşüne ve özellikle nass ile tayin ve masumiyet fikirlerine dayanmaktadır. Nas ile tayin, masumiyet, vasilik, mehdilik ve rec’at gibi fikirler en erken birinci asrın sonlarında ortaya çıkmıştır. Söz konusu Şiî fikirlerin teşekkülü On İkinci İmam Muhammed Mehdi’nin gaybete girdiği h. 260 sonrasına, bir diğer ifade ile hicri III. asrın sonlarına kadar devam ettiği bilinmektedir. Uzunca bir zaman alan bu teşekkül sürecinde şüphesiz farklı faktörlerin etkisi olmuştur. Ancak kadim İran kültürünün etkin bir rolünün olduğu kabul edilir. Zira Şiiliğin özünü imamet anlayışı ve Ehl-i Beyt’e atfettikleri özellikler belirlediğine göre bunlarla Fars kültürü arasındaki benzerlikler dikkat çekmektedir. Nitekim İslamî fetihlerle birlikte Sasanî Krallığı'nın ortadan kaldırılması insanların zihnindeki kraliyet anlayışını yok etmemiş, sadece yer değiştirmiştir. Farsların zihin dünyasında yer etmiş olan kral ve kraliyet ailesi tasavvurunu birden silip atmak mümkün değildi. Fars kültüründe kral ve ailesinin bir takım insanüstü vasıflar taşıdığına inanılmaktaydı. Bu anlayışlarını Ehl-i Beyt’e yansıttıkları ve İslam perdesi altında Ehl-i Beyt sevgisi izhar ederek onlara bir takım üstün vasıflar atfettikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca Hüseyin b. Ali’nin İran hükümdarı Yezdicürd’ün kızıyla evli olması sebebiyle Hüseyin’in neslini eski hükümdarlarının varisleri gibi kabul etmişlerdi. Hz. Ali ve evladının Allah tarafından görevlendirilmiş imamlar olduklarını bir iman esası olarak kabul ettikten sonra, diğer hususların da buna göre dizayn edildiği rahatlıkla anlaşılmaktadır.

 

beyaztarih.com'da yayınlanan makale, röportaj, özel dosyalar, ansiklopedi, resimlerle tarih ve sorularla tarih yayınlarının tüm yayın telifleri beyaztarih.com'a aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez.
Cevaplayan Hakkında
Halil İbrahim BULUT

Yüksek Lisans ve doktorasını Marmara Üniversitesi'nde yapan Halil İbrahim Bulut, İstanbul Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Mezhepler Tarihi bölümünde Prof. Dr. olarak öğretim üyeliği yapmaktadır.

KELAM

Su nasıl suya benzerse, bir milletin geleceği de geçmişine öyle benzer.

İbn Haldun